döndüm bir alamete

sabahın körüne bilet alan aklıma sıçayım bi kere. ezan vaktinde ankarada olup naapıcaksam? ayrıca sabahın saat 7'sine sefer koyup aklımı çelen anadolu jet yöneticilerinin de kafasına uçak düşsün..

ve hikayemiz sabah 4:30'da uçağa yetişmek üzere uyanmam ile başlar..

daha hava karanlıkken ne olduğunu hatırlamadığım ve ne olduğunu hiç bilmediğim birşeyleri ağzıma atıyordum. halbuki henüz 2 saat önce yatmadan önce de atıştırmıştım ama hatırlamıyorum bile. sabah bir yerlere yetişmek için erken kalkmanın en sevmediğim taraflarından bir diğeri de, uyandıktan sonra evde ışıkları açarak ilerleyebilmektir. halbuki normalde kalkınca aydınlık oluyo, işte bunu çok garipsiyorum. herneyse, aynı uyku sersemliğim ile neredeyse "tamam burda bişey unutmadım" diye bakarak kontrol ettiğim her yerde ayrı bir şey unuttum..

h.alanına vardığımda sabahın saat 7'sine konulan 2 adet uçak seferinin yolcuları hepsi aynı özelliğe sahipti biri dışında, şiş gözler. o birisi de millet pijamayla gelmişken, gömleğinin üstüne yeleğini giymiş ve kravatını bile bağlamıştı. manyak heralde..

elbette bir uçağa binme kıyafeti yok ama, terlikle de uçağa binilmez ki anasını satiyim. sanki apartmanın altındaki büfeye gidiyor pezevenk. ne bu rahatlık lan, parasını verdim diye. ordan görüyorum, pilotlar olsun, hostesler olsun, sabahın körü olmasına rağmen jilet gibi giyinip gelmişler. ama adam terlikle gelmiş. rahatlığa bak..

anadolu jet'in check-in gişesindeki aptallığını da atlamayalım tabii. öyle aptal bir sistem geliştirmişler ki : eğer biletinizi internetten kredi kartı ile alıyorsanız, check-in sırasında işlem yapılan kredi kartı yanınızda olmak zorunda. olmazsa eğer geçmeniz mümkün değil, biletiniz yanıyor direk. "bunda ne var?" demeyin. nasıl uzaktaki sevgilinize yıldönümü için sürpriz bilet alıcaksınız? bir düşünün bakalım. yaaaa yaa..

el bagajlarımızla uçağa doğru ilerlerken de hayatımın sahnelerinden birini gördüm. kokpit'teki pilotların önündeki camlar açılabiliyormuş. tam uçağın burnunun önünden geçerken, pilot önündeki camı açıp, elindeki peçete ile camı silmeye başladı. oha artık dedim. tam ben aşağıdan "abi gazeteyle yapıcaksın, bi cam-sil bi de gazete miss gibi olur camlar." diye atlıyordum ki kapadı camı. bunu da gördüm ya..

uçakta da her zaman acil çıkış kapısının yanındaki geniş koltuklar gözde yerlerdir. rahattır ve önünüzde koltuk yoktur. normalde de bu koltukları ya ayı gibi olduğunuz için, ya da ayı olduğunuz için verirler. ben bi kere check-in yaptırırken, kadın teklif etti bana (check-in'de kadınlar teklif ediyo, evet) "acil çıkış kapısı yanında oturmak ister misiniz?" diye. durumu bildiğimden atladım tabi hemen. uçağa biner binmez de, hareket etmeden önce hostes gelip, "bu sorumluluğu kabul ediyor musunuz?" diye soruyor ve açıklıyor durumu. hostes biraz güzelse ağzınızdan çıkan sözler "ehehhe, yaa tabi bişey olursa ben kurtarırım herkesi nolcak yaa :)" gibi olabiliyor. aman olmasın!!


son olarak da ne mutlu ki! anadolu jet, ramazan ayında sadece oruç tutması gerekenlerin o saatte birşeyler yiyemeyeceğini keşfetmiş. gayet şüpheliydim, ama yine her zamanki servisi yaptılar. aferin onlara..

bu bir direnk | knerid ve binelimgidelim ortak yazısıdır. öpüldünüz..
Etiketler: | edit post
Tepkiler: 
0 Responses

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails