kıbrısa dönüş '09 - 3. bölüm

kaldığımız yerden devam..

servis arabasını görünce "ohh be" dedim, "2 lokma da olsa ağzımdan gıda giricek". biraz açım çünkü, malumunuz bekleme salonunda sadece portakal suyu içmiştim. koltukların önündeki "travel" temalı derginin yanında kırmızı göz alan bişeyler gördüm o sırada. o da nesi. bu bir menü idi. o servis arabasının yanıma gelmesiyle, korktuğum da başıma geldi. 2 lokma gıdayı bırakın, bir damla suyun karşısında bile euro cinsinden bedeli yazıyordu. o an içimde patladı vip salonunda bişey yemediğim. e salak kafa, ne güzel beleş herşey. yesene doyana kadar. nalet olası! bide artist isim koymuşlar "flying cafe" diye. bi suyu 2.5 euro'ya satıyolar. allahın suyu halbuki (yersen)..

bende penguen'i biraz kenara bırakayım da malum "travel" temalı dergiyle takılayım dedim. okudum ettim falan ama, -çözeceğimden de değil- bu dergilerin arkasındaki bulmacaları çözülmüş görmenin hüznü de ayrı be. buna bi çare istiyorum. ya kimse çözmesin. ya da çözünce atsınlar o dergiyi yenisini koysunlar. bilmiyorum bulsunlar bi yolunu..

inişe yaklaşıyoruz. ışıklar yanıyo ya yukarda. kemerleri takın sigara içmeyin falan diye. lan tamam, kemer açanı gördüm de kalkıştan sonra. sigara içmek hepten yasak. e madem yasak bi de niye ışığı var. uçakta eroin kullanmak da yasak ama onun ışığı yok. kullanalım mı yani? acilen açıklama bekliyorum. bilen bana yazsın hemen cevabını..

tam alçalırken diğer yanımdaki kadın kalktı apar topar. tuvalet izni istedi görevli birinden. aha dedim s.çtı. eleman da kadını azarladı "acele edin hanfendi" şeklinde. kadın gitti tam giricek falan, ordaki görevli izin vermedi, yerine gönderdi bunu. dönerken bi baktım midesini, boğazını falan tutuyo. "eyvah" dedim "bu kadın garanti benim üstüme kusucak". bu korkuyla uçak inene kadar savaştım, o uçaktan nası attım kendimi anlatamam. dünyada ayıp denen 2 şey varsa birisi burnunu karıştırmak, diğeri başkasının üstüne kusmak. ıyy..

neyse efendim indim bi güzel, bavullarımı aldım. arabaya bindim, bizimkilerle öpüştük koklaştık falan. mor ve ötesi konseri varmış. bilet almışlar bizimkiler de, eve gitmeden doğru kıbrıstaki 2. mor ve ötesi konserime gittim böylece. adamlar iyi de, seyirci odun. senin uyduruk şehrine mvö gelmiş. sen daha bacak bacak üstüne at da konseri izle. hadi ben yorgunum, oturdum. bahaneyle sabit bi yerden keremin davulda yaptığı şeyi(isimlendiremedim ne olduğunu) izledim. sen ne diye oturarak izliyosun. adamlar yalvardı yakardı aşağı gelin diye, aha resimde gördüğünüz kadar adam vardı sahne önünde. ankara'da sahneye o kadar yakın olmak için 4 saat önceden beklersin sahne önünde lan..



neyse efendim. bu hikayemin sonuna gelirken son bahsediceğim şey de annemin ve babamın blogumu okuyor olması. başka işleri güçleri kalmamış heralde bana sarmışlar. muhabbet geçiyo evde, bana gönderme yapıyolar blogdan. ilginç muhabbetler doğuyo bazen. tabi bunu öğrenmem benim yazılarımı etkilemedi, daha ziyade gördüğünüz gibi "s.kiş sokuş" tarzı kelimeler kullanmaya devam ediyorum. ama araya noktamı da koyuyorum. o aradaki bi harfin yerine "nokta" koyunca güzel karşılanıyo çünkü..

dün akşam dedim ki yarın akşam biticek. ben hala uyumadığıma göre (saat 12yi geçmiş olsa da) gün değişmedi. demek ki akşam hala, bitti işte..

diren, yaz boyu kıbrıstan bildirecek..


çalınan adres : http://direnkknerid.blogspot.com/2009/06/kbrsa-donus-09-3-bolum.html
Etiketler: | edit post
Tepkiler: 
0 Responses

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails